REJİMİN DEVAMI YADA DEĞİŞİMİ İLE İLGİLİ BİR SEÇİM"
DSP Genel Başkanı Masum Türker, Pazar günü yapılacak olan seçimin rejimin devamı yada değişimi ile ilgili seçim olduğunu savundu...
Haber giriş tarihi : 05-08-2014 | 19 : 09 10
Haber güncelleme tarihi : 05-08-2014 | 19 : 09 10
Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Masum Türker, partisinin Ereğli İlçe Örgütünü ziyaret etti.
Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Masum Türker, İlk turda tek başına iktidar olacağını hesap eden Recep Tayyip Erdoğan, her geçen gün Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlunun aldığı destek arttıkça hırçınlaşmaya başladı. dedi.
Partisinin Karadeniz Ereğli İlçe Örgütünü ziyaret eden DSP Genel Başkanı Masum Türker, yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde çarpıcı açıklamalarda bulundu.
DSP Zonguldak İl Başkanı Nedim Ünal, Ereğli İlçe Başkanı Mustafa Timur, DP Ereğli İlçe Başkanı Metin Demir ve partililerin katılımıyla basın toplantısı düzenleyen Türker, AK Partinin; Türkiyeyi Başkanlık rejimine dönüştürmek istediğini öne sürdü.
Türker, şunları kaydetti:
REJİMİN DEVAMI YADA DEĞİŞİMİ İLE İLGİLİ BİR SEÇİM
Türkiyede, bir değişimin yaşanması gerektiği bir düzen içinde yaşıyoruz. Şu an Türkiyede mevcut olan düzen, kutuplaştıran, ötekileştiren, ayrıştıran ve Türkiyeyi mezhep, ırk, din, cemaat, meslek ve kadın-erkek açısından yatay olarak bölünmesine neden olan bir zihniyet tarafından yönetilmekteyiz. Bu zihniyetin özellikle parlamenter sistemde denetlenmesi için gerekli olan senato yok. Bu görev, 12 Eylül Anayasasıyla Cumhurbaşkanlığına verilmiş bulunuyor. Ama Türkiyeyi 12 yıldır idare eden AK Parti, Cumhurbaşkanlığını da uhdesinde tutarak Türkiyeyi bir Başkanlık rejimine dönüştürmek istiyor. Yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi, bu nedenle rejimin devamı yada değişimi ile ilgili bir seçimdir. Eğer rejim değişirse, Türkiye tem adam yönetimine girecek; Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki padişahlık yada bazı Avrupa ülkelerinde geçtiğimiz yüzyıllarda yaşanan krallık devri geri gelmiş olacak. Türkiyenin buna tahammülü yok. Çağdaşlaşmaktan, modernleşmekten uzaklaşan, dünyada itibar kaybeden bir Türkiye değil; Türkiyeyi kuran, var eden, Türk milletinin özelliklerine, onların hak ettiği ve bütün emeklerine karşılık dünya katma değerinden gerekli payı alabilecek bir düzene ihtiyaç var. İşte bu düzenin oluşabilmesi için, mevcut AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğanın Cumhurbaşkanı seçilerek Başkanlık sistemini kurmak istemesine karşılık bizlerin bir tavır göstermesi gerekiyordu.
14 PARTİ DESTEKLİYOR
Türkiyede çok partili sisteme geçildiği günden bu yana ilk kez sağcısı solcusu, alevisi sünnisi, güneylisi kuzeylisi, doğulusu batılısı bir araya gelerek ortak bir Cumhurbaşkanı Adayı üzerinde mutabakata vardıktan sonra, ortak Cumhurbaşkanı Adayı kamuoyuna tanıtıldı. Bu tanıtımda, üzerinde durulan ve mutabık kalınan Cumhurbaşkanı Adayı bilindiği gibi Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu beyefendidir. Ekmeleddin İhsanoğlu, Yüksek Seçim Kurulu nezdinde bir tarafta MHP Milletvekilleri diğer tarafta CHP Milletvekillerinin yanı sıra CHP, MHP, DP ve DSP ayrıca kendisini Cumhurbaşkanı Adayı olarak göstermişlerdir. Bu dört partiye ilaveten başta bu konudaki deklarasyonu imzalayan BTP olmak üzere 10 parti daha eklenerek şu anda Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlunu 14 parti desteklemektedir. Böylesi bir birlikteliğin beraber olması, geçmişte birbirlerine muhalefet eden, çatışan, sağcısının solcusunun bir arada olduğu bir yapıya neden ihtiyaç var? Çünkü 12 Eylülden bu yana Türkiyede özellikle getirilmiş olan yasalarla sürekli bir şekilde din istismar edildi. Bu din istismarı yapılarak AK Parti iktidar olduğu halde, 12 yıldır hep mağduru oynayıp din istismarlığını sürdürdü. Sayın Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlunun aday gösterilmesiyle birlikte, hepiniz izliyorsunuz, Başbakan din istismarı yapamıyor. Bu yeni Cumhurbaşkanı seçildiği zaman, başörtüsü geri gelecek, İmam Hatip okulları kapanacak, ibadet sona erecek ve camiler kapatılacak gibi her zaman yaptığı propagandayı yapamıyor. İlk turda tek başına iktidar olacağını hesap eden Recep Tayyip Erdoğan, her geçen gün Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlunun aldığı destek arttıkça hırçınlaşmaya başladı, belden aşağıya diyebileceğimiz siyasi nezakete uymayan saldırıları yapmaya başladı.
OBAMA TELEFONLARINA ÇIKMIYOR, 3 ÜLKEDE BÜYÜKELÇİMİZ YOK
Biz Ekmeleddin İhsanoğlunu yalnız din ekseninde siyaset yapılmasını engellemek için mi aday gösterdik? Hayır. Türkiyenin dünyada kaybettiği itibarı, Ortadoğudaki yeni dengelerde Türkiyenin yeni durumunu belirleyecek, bu camiayı tanıyan bir kimliğe, kişiliğe ihtiyacımız vardı. Ben Yeni Büyük Ortadoğu Projesinin Eş Başkanıyım diye çıkan Tayyip Erdoğan, şimdi telefon ettiği zaman Obama telefonuna çıkmıyor, onunla konuşmuyor ve bugün Ortadoğunun en önemli üç büyük ülkesinin Türkiye ile ilişkileri yok; İsrail, Mısır ve Suriyede Büyükelçimiz yok. Tayyip Erdoğan, daha çok bu ülkelerde terörist örgütlerle Türkiye Cumhuriyetini ilişkilendirdi ve şu anda OECD nezdinde yapılan çalışmalarda Türkiye, terörü destekleyen ülkeler arasında birinci sırada gözüküyor. Bu yönüyle bizim kaybımız çok. Öylesi bir yapıya götürdü ki, yarın öbür gün çocuklarımız Avrupaya yada Amerikaya gittiği zaman Türkiye Cumhuriyeti pasaportu taşıdıkları için önleri kesilebilir, ülkeye alınmadan geri götürülebilir. Böyle bir yapıyı ne bizim çocuklarımız ne geleceğimiz olan torunlarımız hak etmiyor.
SÖYLEYEMİYOR
Bugün Türkiye Cumhuriyetinde Türk milletini ayaklar altına alıyorum diyen bir Başbakanın, Cumhurbaşkanı olmaya hakkı yok. Türk demekten utanan bir Cumhurbaşkanı istemiyoruz. Bakın şu anda kendini açıklarken bile Türk milletinin adamı değil, milletin adamı diyor. Hangi milletin adamı? Bunu bile tarif edemiyor, söyleyemiyor. Diyor ki, Türk milleti Türkiyeyi kurar, ne kadar etnik köken varsa sayıyor ve üzerine siyaset yapmaya çalışıyor. Hâlbuki Türk Milleti, 1924 kurucu Anayasasında yer aldığı gibi, Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir. Türk milletini bile söyleyemeyen bir kişinin olduğu yerde, Türkiyenin gerçekten milliyetçi bir ulusal çıkarı koruyan bir yapıyla karşı karşıya gelmesi beklenemez.
TARİH TEKERRÜRDEN İBARETTİR
Tayyip Erdoğan, din eksenli siyaset yapamadığı için belden aşağı konuşmaya başladı. Sürçülisan olan kelimeleri alıp demagoji yaparak kullanmaya başladı. Biz Ona hep gülerek bakıyoruz. En büyük sürçülisanı O yaptı, Ben çocuklarıma helal ekmek yedirmem dedi. Yani Haram ekmek yedirmem diyeceğine her şeyinin haram olmasına göz yumduğunu açıkça söyleyerek Helal ekmek yedirmem dedi. Ama biz hiçbirimiz çıkıp ta bu yanlışından dolayı Onu eleştirmedik. Ama O her yanlışa hemen sarılıp, sürçülisan yapılan şeyi büyük bir iftirayla yapıyor. Hem Müslümanım diyor hem iftira ediyor. Mesela Ekmeleddin Bey için Türk değil, yurtdışında doğdu, askerlik yapmadı dedi. Ama bir şey hatırlatmak istiyorum. Tarih tekerrürden ibarettir. Mustafa Kemal Atatürkü de Milletvekili seçmemek için Kanun teklifi verip Misak-ı Milli sınırları içinde doğanlar Milletvekili olamaz demeye çalışmışlardı. Hâlbuki Ekmeleddin Beyin Yedek Subaylığını Etimesgutta yaptığı ortaya çıkınca söyleyecek bir lafları kalmıyor.
ÇILGINA DÖNDÜ
Tayyip Erdoğan, kazanmayacağını anlamıştır. 2 milyona yakın oy beklediği Avrupadaki işçilerimiz, Ona sırt çevirmişlerdir, oy vermemişlerdir. 2 milyon 350 bin yalnız Almanyada kullanılan oyun 138 bini kullanılmıştır. Biz o gün itiraz ettik, bu randevu usulü yanlıştır, bunu düzeltin dedik. Karşı koyan AK Partiydi, şimdi AK Parti veryansın edip Seçim Kurulunu şikâyet ediyor, onun yanlış yaptığını söylüyor ve beklediği oylar gelmeyince çılgına döndü.
ÇALIŞMALIYIZ
Tayyip Erdoğanın, birinci turda seçimi kazanmayacağı belli olmuştur. Ama oy kullanılmazsa, çizik atılıp oy iptal edilirse yada boş oy verilirse; bu oyların tamamı Tayyip Erdoğana gider. Çünkü kullanılan geçerli oylar esas alınacak. Bu nedenle biz, Tayyip Erdoğanın bu duruşuna karşı Ekmeleddin İhsanoğluna destek veren CHP, MHP, DP, DSP, BTP, BBP ve diğer partiler hepimiz Ekmeleddin Beyin kazanması için çalışmalıyız. Eğer kazanamazsa, en azından birinci turda Tayyip Erdoğandan fazla oy almasını sağlamalıyız.

Haber :
ETİKETLER : Yazdır







